Arşiv > Basılı Yayınlar > > Yemin ve Öç

Yemin ve Öç

Kategori : Yayıncı : E-Yayıncı : Yayın Türü : Baskı : 1 Tarih : 01/09/2010

HAKKINDA

Özgürlüğünü yitiren genç bir barbar… Sert görünümüne rağmen altın gibi bir kalbe sahip bir cüce… Ve edilen bir intikam yemini.

Yemin ve Öç sizi Unutulmaz Diyarlar evreninde geçen eşsiz bir maceraya davet ediyor. Buzyeli Vadisi’nden Kılıçlar Denizi’ne, Uzunsemer’den Athkatla’ya kadar uzanan, orclar, korsanlar, devler hatta ejderhalarla dolu bir macera…

“Kılıçlarınızı kuşanın!”

M. İhsan Tatari’den unutulmayacak bir hikaye.

Okuyun ve siz de o eşsiz dünyanın bir parçası olun!

Ön söz

Merak buyurmayın, tam da bambaşka evrenlerin renkli ve keyifli olaylarına gideceğiniz büyülü bir kayığa bindiğinizi düşünürken esnemenize ya da kurdeşen dökmenize neden olacak kallavi kelamlar etmeyeceğim. Zaten o nedenle bir Önsöz değil de Ön(süz)söz bu yazı. O malum ‘ön’ü yazmaya kalksam kendime engel olamaz, savurmanızın pek olası olduğu zılgıtları yemeyi de göze alarak fantastik edebiyat nedir, ne değildir, hangi öğünden sonra kaç tablet alınmalıdır diye girizgâh döşenir, yazar ha yazardım. Neyse ki, edebiyatla fanatizm boyutunda ilgiliysem de akademik bir ruhum yok (Tanrı’ya şükür). Anlayacağınız, sadece dostane bir iki not bulacaksınız burada. Sonra da M. İhsan Tatari’nin can verdiği evren seriliverecek gözlerinizin önüne. Satırdan satıra, cümleden cümleye, olaydan olaya keyifle savrulacaksınız.

Her ne kadar Yüzüklerin Efendisi gibi bir başyapıtı zihnimin en ışıklı odasında muhafaza etmeye başladıktan sonra bana heyecan verecek bir eserle karşılaşmadığımdan şu Unutulmuş Diyarlar öykülerine mesafeli dursam da, sevgili İhsan’ın Yemin ve Öç’ü içimde kıpırtılar oluşturan bir yapıt oldu. İtiraf etmeliyim, ilk cümlelere gözüm değmeden önce, sıkılacağım, büyük olasılıkla birkaç sayfa sonrasına erişemeyeceğim yeni bir ‘özenti’ çalışmayla karşı karşıya olduğumu düşünmüştüm. Yine kılıçlar kalkıp inecek, J.R.R. Tolkien’in neredeyse etten kemikten bedenler haline getirip bir de ruh üflediği muhteşem karakterlerin silik gölgeleri andıran yansımaları yapmacık cümleler edecek, sonuçta da elime yeni bir hayal kırıklığından başka şey geçmeyecekti. Ne ki, öyle değilmiş. Bunu büyük bir mutlulukla yazıyorum ki, M. İhsan Tatari (Kayıp Rıhtım âlemlerindeki adıyla Mit) beni utandırdı.

Yemin ve Öç, sadece ülkemizde değil dünya edebiyatında da bolca bulunan o hilkat garibesi kitapların çok ötesinde. Mit’in karakterleri yaşıyor, hislerini size aktarıyor, nefes alıp veriyor… Onların okkalı adımlarını takip ederek bir zamanlar gerçekten var olduğuna inandığınız toprakları adımlıyor, ufuktaki dağların ardından güneşin kavuniçi saçlarının sarkmasını bekliyor, kulaklarınızda gürüldeyen nehirlerin sesinin şarkıya bu denli benzemesinin gizini çözmeye çalışıyorsunuz. Bu gerçekten tadına doyulmaz bir şey. Bu aşamada, yazarımız M. İhsan Tatari’yle kitabın cisim kazanmasının başmimarı olan sevgili Vildan Ceyhan başta olmak üzere, Yemin ve Öç’e emek veren tüm dostlara bu tadı bize ulaştırdıkları için teşekkür etmekten ve bu yetersiz yazıyı kotarmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.

Peki, sözümü tutacak, yazıyı daha da uzatmadan sonlandıracağım. Sadece şunu söylememe izin verin: Türk fantastik edebiyatının Avrupa mitolojisinden beslenen öykülerden sıyrılıp kendi mitolojisini kurgulaştıracağı günler pek yakın. Ve içimden bir ses, o kitabın ve hatta kitapların üzerinde M. İhsan Tatari imzasının bulunacağını söylüyor bana. O günleri sabırsızlıkla bekliyorum.